Şanlıurfa bakırcılığının Halep-Musul hattından günümüze uzanan yolculuğunu, atölyelerimizin nasıl bir kültürel mirası taşıdığını anlatıyoruz.
Şanlıurfa; Halep, Musul ve Diyarbakır ile birlikte Anadolu bakırcılığının kadim merkezlerinden biridir. İpek Yolu üzerindeki konumu sayesinde şehir, yüzyıllar boyunca bakır cevheri ve ustalık bilgisinin buluştuğu bir kavşak olmuş; Şanlıurfa bakırcılığı bu buluşmanın sanata dönüşmüş halidir.
Balıklıgöl’ün Gölgesindeki Atölyeler
Eski adıyla Urfa, yeni adıyla Şanlıurfa; Haliliye ilçesinin kalbindeki Bakırcılar Çarşısı ile bilinir. Osmanlı döneminden kalma bu çarşı, hâlâ çekiç seslerinin duyulduğu nadir yerlerden biridir. Karaköprü ve Eyyübiye’den, hatta Siverek ve Viranşehir’den gelen ustalar bu çarşıya ürün yetiştirir; Diyarbakır, Mardin, Gaziantep ve Adıyaman’a kadar sipariş gönderirler.
1982’den Beri Aynı Sokakta
Tuğra Bakırcılık, 1982 yılında merhum Ömer BAKIR tarafından kurulmuştur. Dede mesleği olan bakırcılığı, soyadını bir marka değerine dönüştürerek sürdüren firmamız; el yapımı dövme bakır tepsi, mırra takımı, Türk kahvesi seti, kupa, plaket ve madalya üretiminde yerel-ulusal pek çok kuruluşun tercihi olmuştur.
Neden El Yapımı Farkı?
- Çekiç izleri her parçayı benzersiz kılar; iki tepsi asla birebir aynı olmaz.
- Kalaylı iç yüzey, geleneksel yöntemle uygulandığı için sağlıklı ve uzun ömürlüdür.
- Kişiye özel motif ve isim kazıma yalnızca elde yapılabilir; makine bunu duyguyla çoğaltamaz.
Şanlıurfa’nın taşına toprağına işlemiş bu geleneği devam ettirmek, bizim için sadece iş değil aynı zamanda bir sorumluluktur. Atölyeye uğrayan herkes, buradaki her bir parçanın arkasında bir hikâye olduğunu hemen fark eder.